1988 yapımı 2 saat 41 dakikalık biyografi drama. Yönetmen Clint Eastwood. Başrolde Forest Whitaker, yan rollerde Tony Todd, Bill Cobbs, Keith David, Samuel E. Wright, Michael Zelniker ve Diane Venora. En iyi yönetmen, en iyi erkek oyuncu ve en iyi yardımcı kadın oyuncu dallarında Golden Globe adayı, En iyi ses dalında Oscar almış bir film. Aynı yıl Cannes Film Festival'de Technical Grand Prize ve en iyi erkek oyuncu ödülünü kazanmış ve en iyi film dalında Palme d'Or adaylığı almıştır. IMDB Puanı 7.1 benim puan 7.7Konusu: Caz müzisyeni Charlie Parker'ın çalkantılı hayatı ve kariyeri. Saksofoncu Charlie “Bird” Parker (Forest Whitaker) 1940 yılında New York'a gelir. Olağanüstü çalma tarzıyla kısa sürede dikkatleri üzerine çeker. Uyuşturucu bağımlısı olmasına rağmen, sevgi dolu eşi Chan (Diane Venora) onun kişisel sorunlarını aşmasına yardım etmeye çalışır.
Tagline: “Amerikalıların hayatında ikinci bir şans yoktur.” - F. Scott Fitzgerald
Öncelikle "based on true story", peki Charlie Parker kim? Charles Parker Jr. (29 Ağustos 1920 - 12 Mart 1955), "Bird" lakaplı ABD doğumlu caz saksafoncusu. Parker, hızlı tempolar, virtüöz teknik ve gelişmiş armonilerle karakterize edilen bir caz türü olan bebop'un gelişiminde son derece etkili bir solist ve öncü figürdü. Bir virtüöz olan Parker, hızlı geçiş akorları, değiştirilmiş akorların yeni varyantları ve akor ikameleri gibi devrim niteliğinde ritmik ve armonik fikirleri caz müziğine kazandırmıştı ve ağırlıklı olarak alto saksafon çalardı. Parker, hipster alt kültürü ve daha sonra Beat Kuşağı için bir ikondu ve caz müzisyenini sadece bir entertainer değil, taviz vermeyen bir sanatçı ve entelektüel olarak persona edinmişti. 1949'da, New York'taki gece kulübü Birdland, ona ithafen bu ismi aldı. 11 yaşında çalmaya başladığı saksafonu 23 yıl boyunca bırakmadı. 1955 yılında henüz 34 yaşındayken aramızdan ayrıldı. Parker'ın hayatı zihinsel sağlık sorunları ve eroin bağımlılığıyla doluydu. Hangisinin önce geldiği belli olmasa da, afyon bağımlılığı 16 yaşında, bir araba kazasında yaralandığında ve doktor ağrı için morfin reçete ettiğinde başladı. Bu olaydan kaynaklanan bağımlılığı, performanslarını kaçırmasına neden oldu ve güvenilmez biri olarak görülmeye başladı. Caz dünyasında eroin kullanımı yaygındı ve bu maddeyi elde etmek çok da zor değildi. Resmi ölüm nedenleri lobar pnömoni ve kanamalı ülserdi, ancak Parker ayrıca ileri derecede siroz hastasıydı ve öldüğü gün kalp krizi ve nöbet geçirmişti. Otopsiyi yapan adli tabip, Parker'ın 34 yaşındaki vücudunu yanlışlıkla 50 ila 60 yaşları arasında tahmin etmişti.

Miles Davis: Cazın tarihini dört kelimeyle anlatabilirsiniz: Louis Armstrong. Charlie Parker. Onların müzik seviyesine bir kere çok yaklaştım, ancak hiç yetişemedim.
Jean-Michel Basquiat, Charlie Parker'ı onurlandırmak için "Charles the First, Bird on Money, Bird of Paradise" gibi birçok resim yapmıştır.
Film, Parker'ın geçmişinde ileri geri gidip gelirken, hayatındaki bazı gerçekleri bulmak için önemli anları harmanlar. Filmin büyük bir kısmı, eşi Chan, Bebop'un öncü trompetçisi ve grup lideri Dizzy Gillespie (Samuel E. Wright) ile olan tek sağlam ilişkisi ve trompetçi Red Rodney (Michael Zelniker) üzerindeki etkisi (hem müzikal olarak hem de eroin bağımlılığı dünyasında) etrafında döner.
Forest Whitaker bu filmde Charlie Parker'ı, Oscar ödülü umuduyla çekilen biyografik filmlerde sıkça rastlanan, kendini yok eden müzisyen arketipinin çok ötesine taşımış. Aktör, bu tarihi figürün kendine özgü dehasını, karmaşık halini ve acı verici anılarını başarıyla canlandırmış. Aktörün katkısı ve dikkatli karakterizasyonu ile filme derinlik katmış. Hem madde kullanımı etkisiyle hep bir kaçış yolu araması, hem de saksafon çalış şekli ile de performansındaki kaliteyi çok rahatlıkla izleyiciye aktarıyor.
Hasta kızının ölüm haberini aldığı an yas tutan bir baba olarak tekrarlanan telefon konuşması, bunu izlemeyi daha da korkunç hale getiriyor; burada harika bir oyunculuk var, bir söz, çaresiz bir duaya dönüşüyor, daha sonra titremeler ve titreyen sinirlerin ardından uyuşturulmuş bir gevezelik geliyor. Forest Whitaker'ın bu kadar iyi bir telefon aktörü olduğunu kim bilebilirdi? Telefon görüşmesinde söylenmeyenleri ima etme yeteneği, yüz ifadelerindeki çöküş, telefonda her şey yolundaymış gibi davranması bir tiyatro oyunu izlemek gibiydi. Muazzam bir trajedi hissi uyandırmaktaydı izleyicide. Sahnenin yıkıcılığına mı yoksa oyunculuğun muazzam olmasına mı yoksa ikisi birden mi? Çok ilginç, sert ve bir o kadar da naif bir sahneydi.

Hayatı boyunca sıkı bir caz hayranı olan Eastwood, 1946 yılında Oakland'da Parker'ı canlı izlediğinden beri ona hayranmış. Senaryonun dayandığı anılarını yazan Bird'ün nikahsız eşi Chan Parker'a görüşlerini almak için başvurmuş ve Chan Parker, Eastwood ve aranjör Lennie Niehaus'a özel koleksiyonundan bir dizi kayıtları ödünç vermiş. Eastwood hayranı olduğu bu müzisyen için vicdanlı davranmış, materyali ticarileştirmemiş. Yer yer karanlık odalardaki çekimlerle de bunu pekiştirmiştir. Ailesiyle birlikte evde geçen bu ilk sahnelerde, her şey o kadar loş ki, oyuncuların yüzlerini zar zor görebiliyorsunuz. Flashbackler ve yağmurlarla dolu bir film.

Chan, Chicago'da bir dans gösterisi için işe girer, ancak ikisi de onun geri döneceğini biliyor gibidir ve geri döndüğünde, bizim şovmen Bird onu beyaz bir atla akşam yemeğine ve dansa götürür, ancak önce iki saksafoncu arkadaşını tutarak yatak odasının penceresinin altında ona serenat yapmalarını sağlar ve böylece eşinin rahmetli babası Broadway yönetmeni gibi görkemli ve efsanevi tek erkek olduğunu kanıtlar. Parker bu esnada saksafon çalmıyordur çünkü, saksafonunu atı kiralamak için rehin vermiştir. Parker'ın yasadışı alışkanlıklarını finanse etmek için enstrümanını rehin verdiğini daha önce başka sahnelerde de dile gelmektedir. Ama bu at sahnesi de harika bir detay olarak bu filmde kalır.
Eastwood bu filmi yönetmek için pek olası bir seçim gibi görünmeyebilir, ancak 1940'larda Batı Kıyısı'nda büyüyen ve Parker efsanesine inanan bir çocuk olarak kökenlerini göz önünde bulundurursanız, durum değişir. Eastwood'un çalışmalarının çoğunda, özellikle de yönettiği filmlerde yer alan iki ince tema, müziğe olan sevgisi ve yalnız, kahramanca bir hayat süren karakterlere duyduğu hayranlıktır. “Bird” filmindeki Parker ile “Honkytonk Man” filmindeki alkolik gitarist arasında da bir bağlantı vardır. Her ikisi de, kendilerini çevreleyen günlük depresyon ve korkuya rağmen, müzikle hayatta olduklarını ve mutluluk hissedebildiklerini kanıtlamaya çalışan adamlardır.

Sıradan bir biyografi olmamış kesinlikle. Seyirci filmde sürekli Bird'ün duyguları ile yüzleşiyor ve hatta hissediyor. Bir yandan fiziksel sorunları, acıları ile uğraşırken diğer yanda bir türlü düzeltemediği bir aile yaşantısıyla bir diğer yanda ise polisin eroin ile ilgili sıkı denetimleriyle uğraşıyor. Bu sorunların yanında bir de müzik yapmaya çalışıyor.
Hikaye açısından, doğrusal olmayan (non-linear) anlatım olayları takip etmeyi çok zorlaştırmasa da, izleyiciyi duygusal olarak hikayeye bağlamayı biraz engelliyor. Charlie Parker'ın kişisel ve profesyonel geçmişine en azından biraz aşina olmayan izleyiciler, kendilerini filmin içerisinde biraz kaybolmuş hissedeceklerdir; karakterlerin duygusal bağları muhtemelen uzak ve soyut gelebilir izleyiciye bu açıdan.
Gordon Willis'in Baba üçlemesindeki tek ışık kaynağına dayalı "chiaroscuro" tekniğinin hayranları, görüntü yönetmeni Jack Green'in karanlık setlerinde yaratılan ambiyansı da seveceklerdir. Tiyatro aydınlatmaları tadında tasarlanmış ışıklar caz kulüp sahnelerinde en ön masadan izliyormuş hissi taşımakta.
Charlie Parker: Müzik, sizin kişisel deneyiminiz, düşünceleriniz, aklınızdır. Ne yaşıyorsanız çaldığınızdan o duyulur. Müzikte sınırlar çizilmeye çalışılıyor. Sanatta sınır olur mu?
Kaynak
* https://en.wikipedia.org/wiki/Charlie_Parker
* http://thefilmexperience.net/blog/2021/6/29/almost-there-forest-whitaker-in-bird.html
* https://www.imdb.com/title/tt0094747/?ref_=wl_t_3
* https://www.jazz88.org/articles/Eastwood%27s_Parker%2C_an_Analysis._Part_I/
* https://www.jazz88.org/articles/Eastwood%27s_Parker%2C_an_Analysis._Part_II/
* https://www.jazz88.org/articles/Eastwood%27s_Parker%2C_an_Analysis._Part_III/